Kendini "mobil illustrator" olarak tanımlayan Lapin, kentleri gezerken yaşamı yerinde çizen ve kitaplar yayınlayan bir eskizciydi. Ancak pandemi hepimizi eve kapatırken mesleğini gezerek icra edenlerden biri olan Lapin'i de es geçmedi. Evinde kaygılı şekilde ne yapacağını düşünürken onu terketmeyen sanatçı gözleriyle burnunun ucundakileri görmeye başlayarak bir dönüşüm geçirdi: artık "botanik eskizcisi"ydi...
Fakat pandemi ile birlikte bu alışkanlık köklü bir değişime uğradı. Karantina sebebiyle kamusal alanlarda bulunmak yasaklanınca Lapin, birkaç ay boyunca depresyona girdi. Artık işi, anlaşmaları ve bağlantıları yoktu. Bu sırada evlerinde botanikçi ve mikrobiyolog eşinin büyük kaktüs ve bitki koleksiyonunu idrak etti. Bakışlarını, ulaşamadığı kentlerden elinin altındaki doğa parçasına çevirdi. Bu bitkiler, onun yeni ilham kaynağı oldu.
Bu dönemde geliştirdiği botanik eskizciliği; yalnızca çizim pratiği değil, aynı zamanda bir meditasyon deneyimi olarak şekillendi. Böylece pandemi haberlerini izlerken bile artık kaygılı hissetmiyordu.
Lapin'in sanatındaki dönüşüm, ana stratejilerini de değiştirdi. Eskiden geziler sırasında hızla çizme duygusu ile birkaç hafta içinde o kentin eskiz defterini dolduruyorken şimdi evinde eskiden olduğu gibi çizerse kısa sürede her şey tükenecek diye düşünüyordu. Sürecini değiştirmeye karar verdi. Bir şeyi dakikalar yerine saatlerce çizerek tüm detay ve renkleriyle anlamlandırmaya çalıştı. Diğer taraftan yanında taşıması gerekmediği için küçük bir eskiz defteri ile sınırlanmasına gerek yoktu. Büyük kağıt boyutları ile farklı ölçeklerde çalışmaya karar verdi.
Şehirden doğaya uzanan yolculuğu simgeleyen Lapin'in hikayesi, sadece kentlerin hızını değil, artık doğanın sükunetini de taşıyor. Kentsel eskizcilik sanatçının toplumsal yaşamını, botanik eskizcilik ise doğa ile bağlantı kurma sayesinde bireysel içsel yolculuğunu ifade ediyor.
Krizler sonrası insanlarda sıkça görülen "doğaya dönüş" eğilimini faaliyete geçirebilmiş güçlü bir örnek olan Lapin, hem kendi pratiğini zenginleştirmeye hem de öğrencilerine yeni bir bakış açısı sunmaya devam ediyor.
Ben, Lapin ile Domestika'da açtığı "Botanik Eskiz Kitabı: Meditatif Bir Yaklaşım" kursu sayesinde tanıştım. Henüz ilk deste olmama rağmen sanatsal yolculuğu çok şey öğretti. Sırada bitki formlarını çizmek ve suluboya ile renklendirmek gibi daha çok dersim var. Amacım ise bu kurstaki temel ile çevremdeki bitkileri çizmeye devam ederek isimlerini ve özelliklerini öğrenmek.
Not: Ne zamandır istediğim botanik ressamlığı işine adım atmak, kısa süre önce tanıştığım Dilara'nın çizimleri ile teşvik edilmiş oldu ;) O zaman ben çizime kaçayım...




